İş Sağlığı Hemşireliği

Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliğinin Gelişimi

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de İş sağlığı ve Güvenliği’nin tarihsel gelişimi çalışma yaşamındaki gelişmelere bağlı olarak benzer aşamalardan geçmiştir. 19.yüzyılda Avrupa’da yaşanan Sanayi Devrimi üretim araçlarında ve çalışma koşullarında büyük değişimlere neden olmuştur. Avrupa’da bu gelişmeler yaşanırken Osmanlı İmparatorluğu’nda ise siyasi ve ekonomik çözülme dönemi başlamıştır.

Osmanlı İmparatorluğu Döneminde İsg Gelişimi

Osmanlı İmparatorluğun’da sanayileşmenin kendisini gösterdiği dönem olarak 16. ve 17. yüzyıl esas alınmaktadır. İmparatorluğun ekonomik yönden güçlü olduğu bu dönemde küçük el sanatları, çinicilik, dokumacılık ve gemi yapımı ağırlık taşımaktadır.

Osmanlı döneminde ekonomik hayata yön veren örgütlenmeler Esnaf kuruluşları ve Loncalar şeklinde olmuştur. Sanayi kuruluşu, işyerinin azlığı, basit üretim tekniklerinin kullanılması ve buna bağlı olarak iş risklerinin fazla olmaması nedeniyle iş kazaları küçük çaplı olduğundan çalışma hayatına ilişkin sorunlara ilgi çok fazla olmamıştır.

İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda ilk çalışmaların başladığı 1850 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu’nda, askeri amaçlı üretimlerin yanı sıra, daha çok el tezgahları olarak gelişmeye başlayan sanayileşme daha sonraları kömür ocakları ve madenler, demir yolu yapımı, tütün işletmelerinin katılımı ile sürmüştür.Bu dönemde çalışma koşulları oldukça ağır olup, çalışma süresi günde 16 saate kadar çıkmaktadır. Ayrıca, ağır işlerde kadın ve çocukların çalıştırılması da yaygınlaşmıştır.

Ereğli Havzası’ndaki kömür ocaklarında çalışan işçiler kısa sürede meslek hastalıklarına yakalanmışlar ve giderek artan iş kazalarında yaşamlarını yitirmişlerdir. Kömür ocaklarındaki çalışma koşullarının ağırlığı çok sayıda çalışanın pnömokonyoz gibi akciğer hastalığına yakalanmasına ve üretimde düşmelere neden olmuştur. Üretimi arttırmak amacıyla 1865’te Madeni Hümayun nazırı Dilaver Paşa tarafından bir tüzük çıkarılmıştır.

Dilaver Paşa Nizamnamesi (1865)

Bu nizamname, dönemin padişahının onayından geçmemekle birlikte Ereğli Kömür Havzası’nda uygulanmıştır. Yaklaşık 100’e yakın maddeden oluşan nizamname ile

  • Günlük çalışma süresini 10 saat olarak belirlemiş
  • İşçilere çalışma sürelerinin dışında dinlenme süreleri verilmesi
  • İşçilere yatacak yer sağlanması,
  • İşçi ücretlerinin öncelikli olarak ödenmesi ve işe hazır beklemeyen işçilere çalıştırılmasalar dahi ücret ödenmesi gibi başlıklar düzenlemiştir. Ülkemizde İSG ile ilgili ilk yasal belge sayılır.

1869 tarihinde yürürlüğe giren Maadin Nizamnamesi ile birlikte, iş güvenliğine dair kurallara daha fazla yer verilmiş ve Dilaver Paşa Nizamnamesi’nin eksikleri giderilmeye çalışılmıştır.

Maadin Nizamnamesi (1869,tüm maden ocaklarıyla ilgili)

  • Madenlerde angarya çalıştırma sistemi tümüyle ortadan kaldırılmış,
  • Madenlerde mühendislere kazaların önlenmesi adına gerekli önlemleri alma ve bu

amaca yönelik olarak ihtiyaç duyulan malzemeleri idareden talep etme hakkı verilmiş,

  • Kazaların mevcut idareye bildirilmesi, madenlerde doktor ve eczane bulundurulması,
  • İş kazasına uğrayan işçilere ve ailelerine işveren tarafından tazminat ödenmesi,
  • İş kazasında kusuru bulunan işverenin para cezası ile cezalandırılması gibi birtakım düzenlemeler yapılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Döneminde İsg Gelişimi

Bağımsızlık savaşında kullanılan tek enerji kaynağımız kömür olduğundan kömür üretiminin kesintisiz sürdürme üzerinde durulmuş ve Zonguldak Ereğli kömür işletmeciliği göz dönünde bulundurulmuştur.

  • 28 Nisan 1921 Zonguldak ve Ereğli Havzası Fahmiyesi’nde Mevcut Kömür Tozlarının Amele Menafi Umumiyesine Füruhtuna dair yasa: Kömürden artan tozların satılması ve gelirin çalışanlar için kullanılması amacıyla çıkarılmıştır.
  • 10 Eylül 1921 Ereğli Havzai Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik yasa :Kömür madeninde çalışanların çalışma koşullarının düzeltilmesi amacıyla çıkarılmıştır.
  • 2 Ocak 1924 Hafta Tatili Yasası
  • 1926 Borçlar Yasası (332. Madde işverenin işe kazası ve meslek hastalılarıyla ilgili hukuki sorumluluğunu dile getirmiştir.)
  • 1930 Umumi Hıfzıssıhha Yasası ve Belediyeler Yasası
  • 1936, 3008 sayılı İş Yasası
  • 1967, 911 sayılı İş kanunu
  • 1971 1475 sayılı iş kanunu
  • 2003, 4857 sayılı İş Kanunu (AB normları ve İLO sözleşmeleri dikkate alınarak hazırlanmıştır.)
  • 2012, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (Kamu veya özel sektör ayrımı olmaksızın tüm işletmelerin risk değerlendirmesi ve ISG konularında çalışma yapması zorunlu kılınmıştır.)

1980 yılların sonlarında iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili anlayışta ve uygulamalarda büyük değişimler yaşanmıştır. Tespit bazlı REAKTİF olan, sınırlı sayıda çalışanın katılımını sağlayan, sınırlı bilgilendirme ve eğitim içeren, iş sağlığı ve güvenliği konusunda uzman katılımı sağlamayan anlayış değişmiş;yerini risk bazlı PROAKTİF olan, her konuda geniş çalışan katılımını sağlayan, her konuda çalışanı bilgilendirme gerektiren,programlı,nitelikli belgelendirilmiş eğitim içeren,sertifikalı geniş uzman desteği kullanımını sağlayan bir anlayışa bırakmıştır.

Kaynak;

İris Akademi Diğer Sağlık Personeli Konu Anlatım Kitabı

acikders.ankara.edu.tr

erbakan.edu.tr

Emre Yıldız

Merhabalar ben Emre. Hemşireyim. Anadolu öğretmen lisesinden mezun olduktan sonra. Marmara üniversitesinde hemşirelik bölümünü bitirdim. Şuan işyeri hemşireliği yapıyorum. Mesleğimle mutluyum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün