Tel Toka

Korkulardan Kaç(a)mamak

Kaç zamandır denk geliyorum, deli dolu zehir gibi kadınlar kendilerinden emin bir şekilde hayatta kürek çekerlerken en olmadık beklenmedik yerden büyük bir darbe alıyorlar, bi öyle bi böyle sallanıyorlar. Bu kadınlar acaba sallanmayı mı bekliyor ya da sallanmaktan mı korkuyor, bilmiyorum tabi. Kadın dedim ama cinsiyetçi yaklaşmak istemem. Erkeklerde bekler, korkar tıpkı ağladıkları(ağlayabildikleri) gibi.

Sevdiğim bi filmde üst paragrafta bahsi geçen kadın tam da her şey amiyane tabirle tıkırındayken tepetaklak olup her şeyini ama her şeyini siliyor.-unutuyor-(korku bir: unutmak.) Kadın unutuyor,unutulmuyor.(korku 2 : unutulmak). Unutmamak istiyor,ileride ona hatırlatılsın unutulmasın istiyor. Yazıyor,yazıyor. Aşkını. – Ne mutlu ki yazılmaya değer bi aşk. Korkusuz, düşünmeden çekinmeden,utanmadan ve tekrar korkmadan yaşanabilen bi aşk – Ne diyordum.Yazıyor,yazıyor. Ve yönetmen senaryoyu bize acıklı bi şekilde aktarıyor. Ağlata ağlata iç çeke çeke hissede hissede izletiyor,izliyorum,izliyoruz. Yönetmen istediği başarıyı yakalıyor ve izleyicinin gözleri doluyor. İşte ne zaman gözlerim dolsa bi kaç dakika bişey izlerken kendimi o karakterin yerine koyduğumu farkedip korkularımla yüzleşirim.

Korku 1 : unutmak ‘demiştim ya. Ben unutmaktan korkarım sevgili sen. İnsan neden korkar ki unutmaktan? Gerçekten korkusu unutmak mıdır bilmeden? ( Hayatında bazı anları silmek isterken bile onları unutmaktan bile korkmak ). Aileni,arkadaşlarını, tanıdıklığı, anılarını, kendini, ruhunu , nefes almayı unutmak. ( burda bi ürperti).Unuttuğumu düşündüm, korktum. Neyden korkarsan başına gelir derler, neyle gurur duyup övünürsen onu da kaybedersin de derler. Hep bahsederim,bahsederler en ince ayrıntıları hatırlayan hafızamdan. Gün gelir unutursam hatırlayamamamdan da bahsederler mi bahsederim mi? diye düşünmeden edemiyor insan. Bahsedemem sanmam. Eğer korkularımdan kaçamazsam, kaçmazsam. Peki korkulardan nasıl kaçılır? Sana soruyorum,evet. Bunun cevabı bende yok. Nasıl kaçılır yuvanı unutmaktan, nasıl kaçılır nefes almayı unutmaktan, ( kaçarken nefessiz kalma ihtimalini düşünüyor olmam olabildiğince negatif yüklenmekten kaynaklı,pozitif olmak konulu yazılar yazmalı) nasıl kaçılır sana heyecan vereni umut olanı unutmaktan ? Ben bilmiyorum. Bu sorularımın cevabını veremedikçe daha da çok korkuyorum.

Sen bu satırları okurken var mı oralarda bi nefes alan, sesini duyduğun, uzanırken koltuktan sallanan kolunu gördüğün, kokusunu ciğerlerinin en dibine çekebildiğin, sıcacık tenini hissedip dudağına bi buse kondurduğun. Var mı? Seninle yokluğa da varım diyen, korkmayan, korkmadıkça korkularını yok eden. Ben varım, biz varız diyebilen. Yok mu ? Verilen o müthiş cevapla oldu mu sana nurtopu gibi korkumuz daha. Kocaman bi YALNIZLIK. ( Korku 3) Ben bu satırları karalarken arka fonda Barış çalıyor.

İki küçük kol düğmesi. Hatırlarım! diyor (korkuyoruz.) Sessiz geçen son gece diyor! İki düğme iki ayrı kolda, bizim gibi ayrı yolda. (sevgili sen’e not: bıraktığım linke tıkla, bi kaç dakika Barış eşlik etsin sana da, kulağına çalınan sözleri yorumlara bekliyorum.)

Kocaman bi yalnızlık demiştik Barış araya girmeden önce. Yalnızlık hakkında bazı mülahazalarım olabilirdi fakat hava çok soğuk sevgili sen. Üzerine konuşulacak bayağı boktan bir korku kendileri. İple çektiğim bu cuma gecesini hiç böyle hayal etmemiştim. Nev-i şahsımla birlikte olacaktık, bize bazı nesneler eşlik edecekti,edemedi. Varlıklarını mecburen hissetmek zorunda olduğum şeyler pek tabi mevcut.Fakat bazı şeyleri hissetmek kanımca yalnızlığıma engel değil. En ….. kalabalıklar içindeki yalnızlık. ( bu tür yalnızlığı tek ve net bi sıfatta toplayamadım. Herkesin kalabalıklar içindeki yalnızlık sıfatı kendine sonuçta,kendince doldur boşluğu). Bende uyandırdığı hissi tarifleyemediğim yalnızlığın belli süre sonra alışkanlık yapmasında da korkuyorum mesela. Yalnızlık alışkanlığının sonunda sevmemekten, sevgisizliğimin nefrete dönüşmesinden de korkuyorum. Konuşmayı seven (çoğu zaman çok ve boş) biri olarak konuşmaktan vazgeçemeyeceğimi düşünüp kendi kendime konuşup sözlerime karşılık aradığım zaman yalnızlığımın tekrar tokat gibi yüzüme vurulmasından da korkuyorum.Az önce koyduğum cümle sonu işaretiyle bilmem kaçıncı korkumu burada noktalıyorum.

Korktuk, unuttuk; unuttuk, hatırlatılmak ihtiyacı duyduk yalnız kaldık-zaten yalnızdık(m)- tekrar korktuk ve tekrar unuttuk. Ne diyorduk ? Korkuyorduk, korkulardan kaç(a)mıyorduk.

Aytaşı

Gökyüzüne bakmayı küçükken evimizin terasında sıcak yaz akşamlarında uyumaya çalışırken adet edinmiştim kendime. Bana göz kırpan yıldızlar, yanıp sönen uçak sinyalleri(tabi o yanıp sönen şeylerin uçak olduğunu büyüdüğümde öğrenmiştim) e pek tabi en heybetlimiz asılı dururdu öylece sonsuz bir tavanda. Bilmiyorum parıltısından mıdır benim alakamı çekmiş olması fakat ona bakarken dalıp giderdim en tatlı uykularıma. Sabah olup güneş tenime deyince oflayarak uyanırdım rüyalarımdan. Bu oflayışlar Ay'ımın gidişine mi yoksa çocuk rüyalarımın bölünüşüne miydi bilmezdim o zamanlar. Güneş ve Ay, Samanyolu'nda birbirini kovalarken ben 'büyümüş' yaz akşamlarıma ay taşırdım. Güneş yorulup düşünce tavandan biz başbaşa kalırdık. Bakar durur benzeşirdik birbirimize. Hep bir yanını gösteren bir yanını gizli tutan, yolunu kaybedenlere ışık olup bazende bulutların ardına saklanan. Ve böylelikle galaksinizde Aytaşı olmayı tercih etmiştim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün