Tel Toka

İstanbul’da Sonbahar

Evengy Grinko – Once Upon A Time (Ruhunuz aç kalmasın. Kulağımı vererek dinlediğimde bu şarkı bana İstanbul’u anlatıyor.Siz de deneyin.)

İstanbul’da son baharmış. Bilen bilir. Kadıköyün en uğrak buluşma mekanlarını. Ben de şuan tam da onlardan birinin önündeyim. Metro çıkışındaki köşedeki kahve dükkanı. Akmar sokağı girişi, PTT önü. Üç numaralı metro çıkış, çarşı yönü. Yağmur var. Şemsiye açsan açılır ama açmıyorum. Hem eller üşümesin hem de ne biliyim yağmur güzel. ( İstanbul’u ne kadar keşmekeş içinden çıkılmaz bir hale düşürse de sonrasında bıraktığı sakinlik  ve kokusu onu güzel kılabilir.) Başlıkta bahar var ama mevsim kış hem de zemherisinden, ama henüz kar yok ne demiştik yağmur güzel.

Beklerken etrafı izliyorum. Hikayeler geçiyor kafamdan herkes telaşla gelip geçerken. Anne-çocuk, iki genç sevgili, anket yapmaya çalışan anketörler, hayvan hakları savunucuları, ‘doğayı sev yeşili koru’cular, ve daha göremediğim binlercesi.. Arkadaşlarımı bekliyorum her zamanki gibi buluşma yerimizde. Bizim ve binlercesinin. Birden hüzünleniyorum. İnsanların aldığı kararlar bu kadar hüzün ve sevinci bir arada barındırmamalı diye düşünüyorum.

Bu şehre gelirken bir yerden kopuşsa ayrılık bir yere bağlanıştır diye diye alıştırmıştım kendimi hep bi yanım şehrimde kalırken. Git gellerle alıştırmıştım kendimi bu sokaklara, caddelere,binalara. ( Denize ve boğaza alışması çok kolay olmuştu.) Kimi zaman okul çıkışı, kimi zaman keyfi kimi zaman koştur koştur. Girmediğim bilmediğim çok deliği vardı. İnsan bu şehirde yaşayınca her gün başka bir şey öğreniyor. ( Apayrı bi mektep. ) Kitap gibi sayfaları çevir çevir bitmeyen sonsuz roman, sana her an farklı heyecanlar, arayışlar, bekleyişler sunan.

Son bahar demiştim ya,hala bu sona alışabilmiş değilim açıkçası( umarım son olmayışındandır.) Bu kararımı, en kötü kararlardan beter olduğu için kararsızlık diye almıştım. Evet hüzünlüsün, can yakıcısın  ama kötü bi karar değilsindir umarım. Dile getirirken kafamdan geçirirken biriyle paylaşırken gözlerimin doluyor olması da hüzünlü oluşunun davranışsal göstergesiydi bana kalırsa. Ağlayarak gözüm yaşlı geldiğim bu şehirden içim çıkarak gideceğim sanıyorum.

Bu paragrafa başlarken geçmiş film şeridimi yansıtıyorum hatıra barkovizyonumdan. Neler neler sığmaz bu paragrafa. Aklıma onlarcası geliyor. Hepsinde detay vermem gerekiyor. Detaylarıyla harikalar. Kahkahalar,buruk tebessümler. Kişiler geliyor aklıma, aslında hiç çıkmayan aklımdan ve hayatımdan. Bu şehirde nefes almaya devam edenlerim size söz ardımda bırakmayacağım anılarımızı.  Bu kadar aile olmuşken ardımda kalabileceğinizi düşünmek biraz ayıp olurdu paylaşılan zamana. Hepinizi ayrı ayrı çok seviyorum. İnsan, hayatına değer katan anlam verenlerle birlikte olmalıymış ki artıp çoğalsın anlamlansın. İyi ki diyebiliyorum sadece dilimden dökülenlerle. Kalbimden geçenleri anlatmaya dilim yetmiyor.

Güle güle gidip güle güle döneceğim. O günün umudunu sulayıp yeşerteceğim içimde, döndüğümde mis çiçekler açsın diye. Kollarınızı açmış o meşhur köşede beni bekliyor oluşunuzu hayal ediyorum. Buruk bi mutlulukla İstanbul’da son baharımı yaşıyorum.

Aytaşı

Gökyüzüne bakmayı küçükken evimizin terasında sıcak yaz akşamlarında uyumaya çalışırken adet edinmiştim kendime. Bana göz kırpan yıldızlar, yanıp sönen uçak sinyalleri(tabi o yanıp sönen şeylerin uçak olduğunu büyüdüğümde öğrenmiştim) e pek tabi en heybetlimiz asılı dururdu öylece sonsuz bir tavanda. Bilmiyorum parıltısından mıdır benim alakamı çekmiş olması fakat ona bakarken dalıp giderdim en tatlı uykularıma. Sabah olup güneş tenime deyince oflayarak uyanırdım rüyalarımdan. Bu oflayışlar Ay'ımın gidişine mi yoksa çocuk rüyalarımın bölünüşüne miydi bilmezdim o zamanlar. Güneş ve Ay, Samanyolu'nda birbirini kovalarken ben 'büyümüş' yaz akşamlarıma ay taşırdım. Güneş yorulup düşünce tavandan biz başbaşa kalırdık. Bakar durur benzeşirdik birbirimize. Hep bir yanını gösteren bir yanını gizli tutan, yolunu kaybedenlere ışık olup bazende bulutların ardına saklanan. Ve böylelikle galaksinizde Aytaşı olmayı tercih etmiştim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün