Doping

Bir Hemşirenin 24 Saati

Sağlık ekibinin olmazsa olmaz üyelerindendir hemşireler, her ne kadar ülkemizde bu çok da kabul görülmese de. Ayrı bir meslek grubu olduğu kabul görmediği gibi birçok zihniyete göre doktorun yardımcısıdır hala bu yüzyılda bile. Hemşirelik mesleğinin tanımına bakıldığında; bireyin, ailenin, toplumun sağlığını korumak, yükseltmek, geliştirmek ve hastalık halinde iyileştirme amacına yönelik hizmetlerin; planlanması, örgütlenmesi, uygulanması, değerlendirilmesinden ve bu hizmetleri yerine getirecek kişilerin eğitiminden sorumlu, bilim ve sanattan oluşan bir sağlık disiplinidir. Kısacası, hiçbir meslek grubuna değil! hastaya, bakıma muhtaç olana ya da koruyucu sağlık için topluma yardım etmektir tek amacı.

Her meslekte olduğu gibi profesyonel davranmayan hemşireler de vardır mutlaka. Ama tüm meslek grubuna mal edilmemelidir birkaç kişinin yaptıkları. Son zamanlarda eğitim anlamında çok yol kat ettiğini görüyoruz hemşirelerin. Ancak şu da bir gerçektir ki sadece eğitim yeterli değildir hemşirelik mesleği için. Çünkü hemşireler hastayla, bakıma ihtiyacı olanla birebir çalışan meslek gruplarındandır. İstediğiniz kadar donanımlı olunuz teorik ya da pratik uygulamalarda, eğer kaldırıp başınızı bakım verdiğiniz kişiye ismiyle hitap edip bir ‘günaydın’ demiyorsanız eğer, siz iyi bir hemşire olamazsınız maalesef. Çünkü sizden beklenen en öncelikli davranış budur. Güler bir yüz, yatağında yatan kişiyi hasta olarak değil de bir birey olarak görmek gerekmektedir.

Bugünkü konuğum meslek yaşamıma ilk adım attığım yıllardan beri tanıdığım, bu meslek grubunda gururla tanıtabileceğim ve buna kimsenin itiraz etmeyeceğinden emin olduğum bir hemşire. Firdevs Bladanlı. Meslek hayatı boyunca birlikte çalıştığı hemşire arkadaşlarının sevgisini kazanan, sorumluluk yaptığı Nöroloji servisine yatan veya yolu bu servisten geçen herkesin takdirini ve sevgisini kazanan, vicdanlı, profesyonel ve sevgi dolu bir hemşiredir Firdevs Hemşire.

Gelin hep birlikte hemşirelik mesleği ile ilgili bilmediklerinizi ondan öğrenelim. Empati yapmayı hep hemşireden beklemeden buyurun biraz da sizler bu meslek grubuna karşı empati yapınız lütfen…

İçindekiler

KARŞILIKLI HOŞGÖRÜ

F.U: Sizi tanıyabilir miyiz?

F.B: Ben Firdevs Bladanlı. 39 yaşındayım, evliyim ve iki kız annesiyim. Lisans eğitimimi Gülhane  Üniversitesinin Hemşirelik bölümünde tamamladıktan sonra Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesinde Yüksek Hemşire olarak göreve başladım.  Bu yıl 17. yılımı tamamladım. Şu an Nöroloji servisinde servis sorumlusu olarak çalışmaktayım.

F.U: İlk işe başladığın yıllarda vardiya usulü çalıştın değil mi?

F.B: Evet. 6 yıl vardiya usulü çalıştıktan sonra amirlerim tarafından sorumlu hemşire olarak görevlendirilerek normal mesai çalışmaya başladım. Daha sonra kamunun açtığı 2. derece sorumlu hemşire sınavını kazanarak sorumlu hemşire unvanını aldım. Halen daha aynı görevde çalışmaktayım. Şu an çalışma saatlerim 8-15.30’dur.

F.U: 6 yıl vardiya usulü çalışmak nasıldı? O zamanlar çocuğun var mıydı?

F.B: İlk bir yıl bekardım, daha sonra evlendim ve bir yıl sonra da ilk kızımı doğurdum. Bekarken vardiya sisteminde çalışmak o kadar zorlamazken beni, evlenip çocuğum olduktan sonra hayli zordu. İlk işe başladığım dönemlerde çalışma şartlarımız şu zamanla kıyaslandığında hakikaten çok zordu. Hemşire sayısı çok azdı. Sistem çok farklıydı. Hemşirenin görev ve sorumlulukları çok daha fazlaydı. 17 yılda mesleğimiz adına çok şeyin değişip geliştiğini söyleyebilirim. Ben hemşirelik mesleğinin daha da gelişeceğinden hiç şüphe duymuyorum. Hemşirelik mesleği, hemşireler gelişip, eğitimli arkadaşlarımız arttıkça, bilgilendikçe ve güç birliği yaptığımız sürece dünya standartlarını yakalayacağımıza inancım tamdır.

VARDİYA ÇALIŞMAK

F.U: Evli ve çocuk sahibi olan bir kadın olarak vardiya usulü (saatler: 07.00-14.00/14.00-21.00/21.00-07.00)çalışmanın zorluklarından biraz bahsedebilir misiniz?

F.B: Hemşirelik mesleği diğer meslek gruplarına göre daha çok sevgiyi barındıran, fedakarlık gerektiren en kutsal mesleklerden biridir. Ben de benim gibi birçok arkadaşım da bu mesleği seçerken vardiya sistemiyle çalışacağımızın ve bunun hayli zor olacağının bilincindeydik. Bu meslek 24 saat süren bir iştir. Ancak çocuklu olsanız da, bekar olsanız da vardiya sisteminde çalışmak herkes için zordur. Sadece bizler değil bizimle birlikte çocuklarımız, eşimiz, ailemiz de fedakarlık yapmak zorundadır. İşimizin gereği budur ve ailelerimizin de desteği ile yürütüyoruz. Tabii herkesin bu kadar destek faktörü olmayabilir.   Bu durumda olan birçok arkadaşımız vardır. Onlar da bir şekilde bakıcı ya da kreşlerle anlaşarak kendileri çözüm üretmektedir.

F.U: Yoğun çalışma temposu ve vardiya usulü ile çalışmanın zorluklarına bir de evdeki sorunlar eklenince…

F.B: Bir kere herkesin unutmaması gereken bir şey var. Hemşire de bir insandır. Onun da sorunları olabiliyor. Onun da çocukları, eşi veya ailesinden biri hasta olabiliyor. Bazen nöbete gideceğiniz son dakika acil bir durum olabiliyor mesela, çocuğunuzun ateşi çıkmış olabiliyor. Ancak son dakikalar yerinize birinin çağrılamayacağını düşündüğünüzden aklınız evde kalsa dahi yine işinizin başına gidebiliyorsunuz.  Hemşireler çoğu zaman meslek ahlakı ile vicdanı arasında kalabiliyor. İşe gittiğinizde eşiniz ya da çocuğunuz zor durumda kalıyor. İşe gitmezseniz arkadaşlarınız o nöbette daha az sayı ile çalışacağından iş yükleri artıyor. Bu kararı almak bazen çok zor olabiliyor.

TARAFLARIN HOŞGÖRÜSÜ

F.U: Dışarıdan genellikle hemşireler için gelen şikayetlere bakıldığında iletişimle ilgili sorunların dile getirildiğini duyuyoruz. Siz bu konuda ne söylemek istersiniz?

F.B: Bir şey söyleniyorsa olmuştur ki söyleniyordur. Hasta ve yakınları hastaneye geldiğinde panik halde, çaresiz ve ne olacağını bilmeden geliyorlar. Neyle karşılaşacaklarını bilmeden. Tabii bu da onları gergin kılıyor. Burada bana göre yapılması gereken her iki tarafın da daha sakin ve hoşgörülü davranmasıdır. Hemşirenin hastaya bilgi vermesi hep tartışmalı bir konu olmuştur. Hastanın hastalığı ile ilgili bilgiyi hastanın hekimi vermelidir. Ancak hasta ve yakınları hemşire ile karşılaştığında bu bilgiyi ondan talep etmektedir. Bu bocalama hastaları da hasta yakınlarını da gerginleştiriyor. Ya da hastane içindeki sistemin aksaklıklarını hemşireye mal edenler oluyor. Bunun suçlusu hemşire ya da oradaki personel değildir.  Tabii hemşire de hastanın bu gerginliğini ve korkularını anlayarak onları sakinleştirici, yumuşak bir dille açıklama yapmalıdır. Arada ince bir çizgi vardır. Ama hiçbir zaman sorun tek taraflı değildir. Her iki tarafın da hoşgörü ile yaklaşması gerekir.

F.U: Sizce de bir hastanın en doğal hakkı değil midir ona yapılacak müdahalelerin ne olduğunu bilmesi?

F.B: Tabii ki hakkıdır. Hastaların onlara yapılacak tıbbi girişim, uygulama, tedavi ve her türlü müdahaleyi sorgulama hakkı vardır. Bakım verenin ise bu müdahalelerin ne olduğunu açıklama sorumluluğu vardır bana göre. Özellikle taburcu olacağı sırada taburculuk eğitimi vermesi gerekmektedir. Çünkü bu eğitim hastanın tekrar hastaneye yatma olasılığını azaltmaktadır. Tabii bana göre bu şartlarda bunun istendik düzeyde olduğunu düşünmüyorum. Hemşire sayısının halen yeterli sayıda olmamasından kaynaklanıyor. Bunun için her serviste taburculuk eğitimi veren ayrı bir eğitim hemşiresinin olması gerekiyor, bu birçok ülkede böyledir. İnanıyorum ki sayımız arttıkça bu sistem de daha iyi olacaktır. Ben kendi servisimle ilgili konuşacak olursam biz bunu yine de yapıyoruz. Hastanın yapması gerekenleri, yapmaması gerekenleri, ilaçlarını, kontrollerini, hijyeni hakkında bilgileri bilinçli ise hastaya, bilinçli değilse yakınına verip öyle taburcu ediyoruz.

HEMŞİRE BAŞINA HASTA SAYISI

F.U: Sizin servisinizde her nöbette en çok kaç hemşire çalışıyor? Her vardiyada bir hemşireye kaç hasta düşmektedir?

F.B: Benimle birlikte sabah vardiyasında maksimim 5, minimum 4’ün altına inemem çünkü nöroloji servisinde yatağa bağımlı hasta sayısı ve bakıma yönelik uygulamaların çokluğu nedeniyle az sayıda hemşire ile çalışamayız. Saat 7’de nöbeti devralan o sabahki kıdemli hemşire, hasta sayısına göre o vardiyada çalışan hemşirelere hasta paylaşımı yapar. Her hemşireye servis tamamen dolu olduğu zaman (yani 28 yatak kapasitelidir servisimiz) maksimum 7 hasta düşmektedir. Her hemşire o nöbette bakım vereceği hastaların her şeyini bilmek zorundadır. Gece yazılan rapordan hasta hakkında notlar alır ve saat 7’den itibaren o hasta için tedavilerinden, bakımından, rutin kontrolleri olan tansiyon, nabız, ateş kontrolünden, çekilecek filmlerinden, uygulanan serumlarından ve tüm hemşirelik uygulamalarından sorumludur. Bu sistem 14.00-21.00 ve 21.00-07.00 vardiyaları için de aynı şekilde sürmektedir. Tabii ki her zaman hasta sayımız bu kadar olmuyor. Servisin daha rahat olduğu dönemlerinde ise yine hemşire arkadaşlarımızla ilaç depolarının düzenlenmesi, uygulamalarda kullandığımız malzemelerin hazırlanması, ilaçların düzenlenmesi gibi işlerimizi yapıyoruz. Yoğun olacağımız zamanların hazırlıklarını da yapmış oluyoruz.

F.U: Servisinizde bulunan hastaların hastalıklarına göre yeni uygulamaları veya eğitimleri de takip ediyor musunuz?

F.B: Elbette. Hastanemizde yürütülen Hizmet İçi Eğitim programlarına, alanımızla ilgili olan konferanslara, kurslara servisimizin şartlarına göre katılmaya çalışıyoruz. Ben de personelimin de açılan kurslardan yararlanması için elimden geleni yapıyorum. Sadece benim çalıştığım serviste değil tüm servislerde hemşireler olarak kendimizi geliştirmek, yenilemek adına meslek grubum olarak büyük çaba sarf edildiğini söyleyebilirim. Ön lisans eğitimlerini lisans düzeyde tamamlayan, yüksek lisans hatta doktora yapmakta olan meslektaşlarımız çoğunluktadır.

EĞİTİM BİR ADIM ÖNDE

F.U: Şu anki sistemde alınan eğitimlerin uygulamaya aktarılabildiğini düşünüyor musunuz?

F.B: Alınan eğitimlerle hastanelerimizde uygulanan sistem kıyaslandığında eğitimler bir adım önde gitmektedir. Sanırım sistem geride kalıyor. Şu an bir bocalama yaşanmaktadır. Ancak sistemin de düzeleceğine inanıyorum. Çünkü hemşireler geliştikçe ve yenilendikçe sistemin değişmesi için de talepler artacaktır. Umutsuz değiliz ve yine de eskiyle kıyasladığımda iyileşmenin olduğunu söyleyebilirim. Ancak dünya ülkelerine baktığımızda daha çok yol kat etmemiz gerektiğini de söylemeden geçemeyeceğim.

F.U: Nöroloji servisinde hasta yaşının yaşlı diyeceğimiz gruptan olduğunu düşünmekteyiz. Doğru mudur?

F.B: Eskiden öyleydi. Ancak son zamanlarda genç yaştaki hastaların da sayısının giderek arttığını gözlemlemekteyiz. Özellikle Multiple Skleroz (MS) gibi, Epilepsi gibi ya da diğer nörolojik hastalıkların genç bireylerde de görüldüğünü söyleyebiliriz.

HEMŞİREDEN GÜLERYÜZ, HASTADAN ANLAYIŞ

F.U: Toplumun hemşireden beklentisinin en çok da güler yüz olduğunu biliyoruz. Peki hemşire toplumdan ne bekler?

F.B: Saygı ve anlayış bekler. Hemşire hastasından saygı gördüğü zaman motive olur. Mesleği için yaptığı fedakarlıkları yapması daha kolaylaşır. Bir teşekkür bile hemşireyi mutlu etmeye yeter. Karşılıklı hoşgörü ve doğru iletişimle yaşanan olumsuzlukların da azalacağından hiç şüphem yoktur. Hemşire her türlü olumsuzluğu evinde bırakarak işini yapmalıdır. Bu sadece bizim meslek için değil birçok meslek grubu için geçerlidir. Bakım alan kişi hemşirelerden daha anlayışlı olmalarını beklemektedir. Her an güler yüzlü olamayabiliriz belki ama bakım verdiğimiz insanlara hiçbir hemşirenin de kötü davranma hakkı yoktur.

F.U: Son olarak söylemek istedikleriniz var mı?

F.B: Hemşirelik mesleğini seçmek isteyenler ya da çocukları hemşirelik mesleğini tercih edecek ailelere şunu söylemek istiyorum. Her ne kadar mesleğimiz fedakarlık gerektiren bir meslek olsa da ödülünüzü de hemen alabiliyorsunuz. Hasta olarak yatan bir hastayı yürüyerek taburcu etmenin keyfi anlatılamaz. Onlardan duyulan güzel sözler bu mesleğin ilacı gibidir. Hemşirelik korkulacak bir meslek değildir. İnsanı seviyorsa aslında her türlü sorunun üstesinden de gelebilir. Çok gelişim gösteren bir meslek grubudur. Genç arkadaşlarıma mesleğini çok seven biri olarak söylüyorum. Hemşirelik güzel bir meslektir.

Kaynak: Yeniduzen.com Filiz Uzun

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu